
GENÇLER MESLEK SEÇMIYOR HAYAT SEÇIYOR
Gençler Meslek Seçmiyor, Hayat Seçiyor
Bu hafta sonu binlerce genç üniversite sınavına girecek.
Sınav sonuçları açıklandıktan sonra tercih dönemi başlayacak ve yine aynı sorular sorulacak:
“Hangi bölüm daha iyi?” “Hangi meslekte daha çok para var?” “Geleceği en garanti olan alan hangisi?”
Oysa belki de en önemli soru çoğu zaman hiç sorulmuyor:
“Sen ne yapmak istiyorsun?”
Bir psikolog olarak yıllardır şunu gözlemliyorum:
İnsanlar yoruldukları için değil, kendilerine ait olmayan hayatları yaşadıkları için tükeniyorlar.
Bir gencin başarılı olabilmesi için önce kendisini tanıması gerekir. Çünkü insan sevdiği işi yaptığında yalnızca çalışmaz; üretir, gelişir ve yaptığı işe anlam katar.
Yıllar önce başarılı bir sanatçıya başarısının sırrı sorulduğunda şöyle demişti:
“Ben hayatım boyunca hiç çalışmadım. Para vermeselerdi de bu işi yapardım.”
Bu cümlenin arkasında büyük bir hayat dersi var.
Çünkü insan sevdiği işi yaptığında zamanın nasıl geçtiğini fark etmez. Yorulur ama tükenmez. Zorlanır ama vazgeçmez. Başarıyı kovalamaz; yaptığı işin içinde zaten başarıya dönüşür.
Hayatının büyük bölümünü geçireceği bir mesleği seçerken yalnızca maaşı, unvanı ya da çevrenin beklentilerini düşünmek yeterli değildir.
Çünkü para insanı bir yere kadar motive eder.
Ancak yaptığı işi severek yapmak, insanı yıllarca ayakta tutar.
Bugün toplumda iz bırakan insanlara baktığımızda, onların ortak özelliğinin yalnızca başarılı olmaları değil, yaptıkları işi tutkuyla yapmaları olduğunu görürüz.
Elbette anne babalar çocukları için en iyisini ister.
Fakat bazen iyi niyetle kurulan beklentiler, gençlerin kendi seslerini duymalarını zorlaştırabilir.
Her çocuğun yeteneği, ilgisi ve hayali farklıdır.
Önemli olan onları kendi hayallerimize benzetmek değil, kendi potansiyellerine ulaşmalarına yardımcı olmaktır.
Üniversite sınavı bir meslek seçimi olabilir.
Ama aynı zamanda insanın nasıl bir hayat yaşayacağını belirleyen önemli dönüm noktalarından biridir.
Bu nedenle gençlere tavsiyem; tercih listenizi hazırlarken yalnızca hangi bölümü kazanabileceğinizi değil, yıllar sonra hangi işi yaparken kendinizi canlı, üretken ve mutlu hissedeceğinizi de düşünmenizdir.
Çünkü başarı, sabah işe giderken iç çekmek değil; yaptığınız işe anlam katabilmektir.
Ve belki de hayatın en büyük başarısı, başkalarının sizin için çizdiği yolu yürümek değil, kendi yolunuzu cesaretle seçebilmektir.
Hayat, sevmediğimiz bir işi sürdürmek için fazla uzun; sevdiğimiz işi ertelemek için ise fazla kısa.
Klinik Psikoloji Bilim Uzmanı
Mücella Hasırcı Erçalık
rezonansdanismanlik.com/


