MİLLETVEKİLİ MELİH MERİÇ KÖŞE YAZISI ” GÜVENLİĞİ SAĞLAYANLAR, GÜVENCESİZ YAŞIYOR!

GÜVENLİĞİ SAĞLAYANLAR, GÜVENCESİZ YAŞIYOR!

Sabah saat altı.
Bir evin ışığı yanıyor.
Çocuk hâlâ uyuyor, eş mutfakta sessizce çay demliyor.
Kapıda biri var. Elinde silah, belinde telsiz, aklında bin parça.
Polis.

Sokaklar yeni uyanırken o çoktan görev başında.
Ama asıl mesele görevin kendisi değil; o görevin nasıl görmezden gelindiği.

Türkiye’de polis olmak, yalnızca suçla değil; sistemin umursamazlığıyla mücadele etmek demek.
Gece gündüz demeden çalışan, her riskli durumda önce sahneye çıkan bu insanların hayatı ne maaş bordrolarına ne de haber bültenlerine yansıyor.

Öyle büyük beklentiler de yok aslında.
Biraz insanca yaşam, biraz huzur, biraz da emeğin karşılığı.
Bugün bir polis memuru, çoğu zaman çocuklarını haftalarca göremiyor.
Tayinler, görevlendirmeler, iptal edilen izinler artık sıradan.
Yani herkesin tatil yaptığı gün, polisin “en yoğun” olduğu gün.

İşin özeti şu:
Polis, toplumun yükünü taşıyor.
Ama o yükün altında ezilenin kim olduğu konuşulmuyor.

En kritik mesele ise çok net:
Taban maaş.

Polis, en düşük saatlik ücretle çalışmamalı.
Canını ortaya koyan birinin maaşı, geçim sıkıntısıyla sınanmamalı.
Bugün enflasyon, hayat pahalılığı, borçlar derken; mesleğin saygınlığı ekonomik baskıyla gölgeleniyor.

İntiharlar, tükenmişlik, psikolojik sorunlar konuşulmuyor.
Sadece talimat var, destek yok.
Sorumluluk var, karşılık yok.
Görev var, güvence yok.

Polislik, masa başında plan yapılırken değil; kriz anında karar alınırken anlaşılır.
Herkesin uzak durduğu noktaya ilk ulaşan onlardır.
Saniyelerin kritik olduğu yerlerde, kimin canı kurtulacaksa, orada durur.
Ama ne ilginçtir ki, maaş zammı konuşulurken en sona bırakılan da yine onlardır.
Bu bir unutuş değil; yerleşmiş bir alışkanlık.
Ve ne yazık ki bu alışkanlık, en çok hayatını bu ülkeye adamış olanları yıpratıyor.

Devlet, bu mesleğe saygısını sadece törenlerde değil; bordroda da göstermeli.
Çünkü huzurun bedeli yalnızca güvenlik değildir: adalet, eşitlik ve emekle mümkündür.

Ve eğer güvenliği sağlayanların sesi duyulmuyorsa…

…bir sabah, bu ülkenin en sessiz köşesinde bile siren sesi eksik kalabilir.

Unutulmamalı:
Güvenlik tesadüf değil, emektir.
Ve o emeği görmeyen bir sistemin, bir gün görmeye çalışacağı hiçbir şey kalmayabilir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu