
—–Herkesin Hayatında Bir Yerimiz Var… Peki Kendi Hayatımızda Neredeyiz?
Eskiler, “Biri yeter, biri yiter.” derler. Hayat da tıpkı böyle ilerler. Bazı insanlar yolumuza eşlik eder, bazıları hayatımızdan çıkar. Bazı dönemler sona erer, bazıları hiç beklemediğimiz bir anda başlar.
Biz ise bütün bu değişimlerin içinde, farkında olarak ya da olmayarak sürekli yeni roller üstleniriz.
Bir gün çocuğuzdur.
Sonra öğrenci oluruz. Bir meslek edinir, iş hayatına atılırız. Kimi zaman bir öğretmen, kimi zaman bir sanayici, bir yönetici, bir belediye başkanı, bir çalışan ya da bir iş insanı oluruz. Kararlar alır, sorumluluklar üstlenir, insanların hayatına dokunuruz.
Sonra bir gün evleniriz.
Anne oluruz, baba oluruz.
Ve çocuklarımız büyürken hayatımızın en önemli rollerinden birini üstleniriz: Ebeveynlik…
Çocuklarımızı büyütürken hayatımızın büyük bir bölümünü onlara göre şekillendiririz. Onların eğitimi, sağlığı, geleceği ve mutluluğu derken çoğu zaman kendi hayatımızı ikinci plana atarız.
Sabah işe yetişmeye çalışan bir anne…
Fabrikasında, işletmesinde ya da kurumunda onlarca insanın sorumluluğunu taşıyan bir baba…
Bir belediyeyi, bir kurumu veya büyük bir ekibi yönetirken aynı zamanda evine ve çocuklarına yetişmeye çalışan bir anne ya da baba…
Hepimiz farklı hayatların içinde, farklı sorumluluklar taşıyoruz.
Kimi insan bir şehrin gelişimi için çalışıyor, kimi bir fabrikanın başında onlarca ailenin geçimine katkı sağlıyor, kimi bir kurumda insanların hayatını kolaylaştırmak için kararlar alıyor. Kimi de evinde, ailesinin görünmeyen yükünü sessizce taşıyor.
Hepimizin hayatında önemli bir yeri, önemli bir sorumluluğu var.
Ama bütün bu yoğunluğun içinde zaman zaman kendimize şu soruyu sormayı unutuyoruz:
“Ben bütün bu rollerin arasında neredeyim?”
Çünkü çocuklarımız büyüyor.
Bir zamanlar elimizden tutarak yürüyen çocuklarımız, bir gün kendi kararlarını vermeye başlıyor. Onları korumaya çalışırken, artık kendi hayatlarını kurmak istediklerini fark ediyoruz.
İşte o zaman ebeveynlik rolümüz de değişmek zorunda kalıyor.
Çünkü çocuk büyütmek yalnızca onu hayata hazırlamak değildir. Aynı zamanda bir gün kendi hayatını kurmasına izin verebilmektir.
Bazen en zor şey, yıllarca koruduğumuz çocuğumuza güvenmeyi öğrenmektir.
Bazen de onun büyüdüğünü kabul ederken, kendi hayatımızda oluşan boşluğu fark etmektir.
Çünkü biz çoğu zaman kendimizi sahip olduğumuz rollerle tanımlarız.
“Ben anneyim.”
“Ben babayım.”
“Ben yöneticiyim.”
“Ben iş insanıyım.”
“Ben bu kurumun sorumlusuyum.”
“Ben herkesin ihtiyaç duyduğu kişiyim.”
Peki bütün bu rollerin dışında biz kimiz?
Çocuklarımız büyüdüğünde…
İş hayatımızda bir dönem sona erdiğinde…
Emekli olduğumuzda…
Bir görevden ayrıldığımızda…
Bir işletmeyi devrettiğimizde…
Hayatımızda yıllardır var olan bir insan artık yanımızda olmadığında…
Kendimize yeniden şu soruyu sormamız gerekebilir:
“Ben, bütün bu rollerden bağımsız olarak kimim?”
Belki hayatın en önemli yolculuğu, başkalarının hayatındaki yerimizi bulmak değil; kendi hayatımızdaki yerimizi kaybetmemektir.
—–HAYAT SÜREKLİ DEĞİŞİR
Çocuklarımız büyür.
İşler değişir.
Görevler değişir.
Şehirler değişir.
İnsanlar hayatımıza girer ve çıkar.
Bazen birileri gelir, bazen birileri gider.
Ama bütün bu değişimin içinde bizim de değişmeyi, yeniden başlamayı ve kendimize yeni bir yer açmayı öğrenmemiz gerekir.
Çünkü bir anne yalnızca anne değildir.
Bir baba yalnızca baba değildir.
Bir sanayici yalnızca iş insanı değildir.
Bir belediye başkanı yalnızca makamından ibaret değildir.
Bir yönetici yalnızca yönettiği kurum değildir.
———-Her birimizin, üstlendiğimiz rollerin arkasında bir insan var.
Yorulan, özleyen, kaygılanan, sevinen, bazen ne yapacağını bilemeyen ve bazen de hayatın içinde kendine yeniden bir yön arayan bir insan: Belki de hayat yolculuğunda kendimize zaman zaman şu soruyu sormalıyız:
“Ben başkalarının hayatını yaşarken, kendi hayatımın neresindeyim?”
Çünkü hayat yalnızca görevlerimizi yerine getirmekten ibaret değil.
Çocuklarımızı büyütmek…
İşlerimizi büyütmek…
Şehirlerimizi geliştirmek…
Kurumlarımızı yönetmek…
Başkalarına fayda sağlamak elbette çok kıymetli.
Ama bütün bunları yaparken kendimizi unutmamak da en az bunlar kadar önemli.
Hayat değişir.
Roller değişir.
İnsan değişir.
Bazen birileri gelir, bazen birileri gider.
Önemli olan, bütün bu değişimin içinde kendimizi yitirmeden yürümeyi öğrenmektir.
Çünkü hayat yolculuğunda en önemli görevlerden biri belki de şudur:
Herkesin hayatında bir yer edinirken, kendi hayatımızdaki yerimizi kaybetmemek…
www.rezonansdanismanlik.com



