Klinik psikolog Mücella Hasırcı Erçalık:Kendinden Beslenen İnsanın Yakıtı Başkalarının Alkışı Değildir

Kendinden Beslenen İnsanın Yakıtı Başkalarının Alkışı Değildir

Bazen bir konuşma dinler, bir kitap okur ya da bir başarı hikâyesine tanık oluruz. İçimizde bir şey hareketlenir ve “Ben de yapabilirim.” deriz.

İşte motivasyon tam olarak burada devreye girer.

Bizi harekete geçirir, ilk adımı attırır, hedefimizi yeniden hatırlatır.

Ama motivasyonun da bir sınırı vardır.

Çünkü insan her gün aynı enerjiyle uyanmaz. Her gün kendine inanmaz, her gün istekli olmaz, her gün güçlü hissetmez.

Peki o zaman ne olur?

İnsanı yolda tutan şey, yalnızca motivasyon değil; kendi içinden beslediği anlamdır.

Özellikle iş dünyasında bunun karşılığını çok daha net görürüz.

Bir iş insanı yalnızca bir şirket kurmaz. Aynı zamanda belirsizliklerle, risklerle, çalışanlarla, ekonomik dalgalanmalarla ve alınması gereken zor kararlarla mücadele eder.

Başarı dışarıdan bakıldığında çoğu zaman rakamlardan, büyüyen işletmelerden ve kazanılanlardan ibaret görünür.

Oysa o başarıların arkasında kimsenin görmediği geceler, ertelenmiş planlar, yanlış kararlar ve yeniden başlama cesareti vardır.

Alkış değişkendir

Bir insan bütün gücünü başkalarının takdirinden alıyorsa, gücü de alkışla birlikte değişir.

Bugün övülür, iyi hisseder.

Yarın eleştirilir, kendinden şüphe etmeye başlar.

Bugün satışları yükselir, kendine güvenir.

Yarın işler ters gider, bütün emeğini sorgular.

Oysa kendinden beslenen insan, dışarıdaki değişkenleri tamamen kontrol edemeyeceğini bilir.

Kendisine şu soruyu sorar:

“Ben bunu neden yapıyorum?”

Cevabı net olan insanın motivasyonu azaldığında bile yolu tamamen kaybolmaz.

Çünkü onu taşıyan yalnızca hedefi değil, o hedefin arkasındaki değerdir.

İnsan kendisiyle kurduğu ilişki kadar güçlüdür

Klinik psikolog olarak en sık karşılaştığım meselelerden biri, insanların kendilerinden sürekli daha fazlasını istemesi.

Daha başarılı olmalıyım.

Daha çok çalışmalıyım.

Daha güçlü görünmeliyim.

Daha az yorulmalıyım.

Oysa psikolojik dayanıklılık hiç yorulmamak değildir.

Yorulduğunu fark edebilmektir.

Düştüğünde kendine kızmak yerine yeniden ayağa kalkabilmektir.

Başarısızlığı kişiliğinin bir parçası olarak görmek yerine, bir deneyim olarak değerlendirebilmektir.

Ve gerektiğinde destek istemekten çekinmemektir.

İş dünyasında da insanı merkeze almak gerekiyor

Gaziantep’in üretim ve girişimcilik kültüründe başarı kadar süreklilik de önemlidir.

Bir işletmeyi büyütmek kadar, o işletmenin başındaki insanın kendisini tüketmeden yoluna devam edebilmesi de önemlidir.

Çünkü tükenmiş bir zihin uzun süre üretemez.

Sürekli baskı altında kalan insanın yaratıcılığı ve karar verme gücü etkilenebilir.

Bu nedenle başarıyı yalnızca ekonomik göstergelerle değil, insanın psikolojik iyi oluşuyla birlikte düşünmek gerekiyor.

Motivasyon sizi başlatabilir.

Ama sizi uzun yolda taşıyan; değerleriniz, anlam duygunuz, disiplininiz ve kendinizle kurduğunuz ilişkidir.

Belki de kendimize artık sadece,

“Nasıl daha motive olabilirim?”

diye değil,

“Motivasyonum olmadığında beni ne ayakta tutuyor?”

diye sormalıyız.

Çünkü gerçek güç, en motive olduğumuz günlerde değil; yorulduğumuzda, işler istediğimiz gibi gitmediğinde ve yine de neden devam ettiğimizi hatırladığımızda ortaya çıkar.

Kendinden beslenen insanın yakıtı başkalarının alkışı değildir.

Hayata dokunan her hikâye degisimin baslangıcıdır.

Klinik psikolog Mücella Hasırcı Erçalık

www.rezonansdanismanlik.com

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu